1568 yılında başlayan 1707 yılından 1864 yılına kadar aralıklarla devam eden Kafkas-Rus savaşları sonucunda Kuzey Kafkasya’nın farklı bölgelerinden sürgün edilen Çerkeslerin bir bölümü de Osmanlı iskan politikası sonucunda Eskişehir ve civarında 36 köye yerleştirildi. Kafkasya’nın farklı bölgelerinden gelmelerine rağmen yerleştirildikleri yerlerde beşeri ilişkilerine devam eden Çerkesler, Osmanlı imparatorluğu, Kurtuluş savaşı ve sonrasında yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinde de karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen, köylerinde kültürlerini yaşatmaya çalıştılar. Türkiye de 1950’li yıllarda yaşanan köyden kente göç sürecinden de etkilenen Çerkesler, bir taraftan şehir yaşamına uyum sağlamaya çalışırken bir taraftan da yerleştikleri şehirlerde kültürlerini yaşatabilmek, birbirleriyle irtibatlarını koparmamak ve dayanışma içinde kalabilmek adına çözümler aradılar.
Bu sürecin sonunda 14 Ocak 1967 tarihinde derneğimiz “Eskişehir Kafkas Folklor Derneği” adı altında kuruldu ve kurulduğu günden itibaren de kültürel faaliyetlerine başladı. Eskişehir ve civarında yaşayan Kuzey Kafkasyalılara şehir hayatının koşturmacası içerisinde soluk alınacak, birbirleriyle görüşmelerini sağlayacak, kültürlerini gelecek kuşaklara aktarmalarına vesile olacak, adeta şehir ortamında anlıkta olsa insanları köylerinde bir ev avlusundaymış gibi hissettirecek derneğimizin temelleri o günlerde atıldı. Derneğimiz kurulur kurulmaz Türkiye’de daha önce kurulan Kafkas dernekleriyle ilişkilerini geliştirmeye, ortak organizasyonlar düzenlemeye başlarken, şehrin dinamikleri içerisinde de yerlerini alarak şehrimizde düzenlenen etkinliklerde de toplumumuzu başarıyla temsil ediyordu o günlerden beri bu anlayış hiç değişmeden gelişerek derneğimize yerleşti.
İlk yıllarında maddi manevi oldukça sıkıntılı günlerde geçiren derneğimiz, yıllar geçtikçe hem şehre yerleşen Çerkeslerin sayısının artması hem de derneğimizin nüfuz alanının genişlemesiyle daha büyük ve merkezi yerlerde hemşerilerine hizmet verebilmek için çalışmalarına başladı. Derneğimiz 1987 yılında Adalardaki binasına taşındığında bir taraftan halk dansları çalışmaları devam ederken, “Kaynana İstemeyen Mahalle” oyunuyla tiyatro alanında da faaliyetlerine başladı, “Güneşin Oğulları” sergisiyle de üyelerine Kafkasya’dan ve köy yaşantısından esintiler hissettiriyordu. Yıl 1989’u gösterdiğinde derneğimiz ilk defa kendisine ait olan Kütahya caddesindeki bir binaya taşındı, bu vesileyle derneğimizin kültürel çalışmaları da ciddi bir ivme kazanmış ve dernek adeta bir okul gibi çalışmaya başlamıştı. Dönemin gençleri bir taraftan kimlik bilincini aşılamaya çalışıyor, bir taraftan da kültürü diri tutabilmenin mücadelesini veriyorlardı.
Derneğimiz her fırsatta gerek dernek binasında gerek farklı yerlerde düzenledikleri etkinliklerle üyelerine hizmet verirken, 14 Ağustos 1992’de Ata topraklarından gelen haber, Türkiye diasporasının gündemine bir bomba gibi düştü. Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla Gürcistan, Abhazya üzerinde hak iddia ederek Abhazya’yı işgale başlamış ve savaş çıkmıştı. 1989 yılında Abhazya’daki Aydgılara Amta, Çeçen Bart ve Adige haselerin öncülüğüyle Kurulan Kafkas Halkları konfederasyonu, 15 Ağustosta savaşın Abhazya ile sınırlı kalmayacağını ve Kafkasyalıların Abhazya’yı yalnız bırakmayacağını ilan ederken, Türkiye’de yaşayan Kafkasyalılar da oluşturdukları gönüllü birlikleriyle Kafkas halkları Konfedarasyonu saflarında savaşa katılıyor, bir taraftan da Kafkasyalı tüm sivil toplum örgütlerinin imzasıyla kurulan “Kafkas-Abhaz Dayanışma Komitesinin” düzenlediği miting ve yardım kampanyalarıyla kamuoyunun dikkatini Abhazyadaki bağımsızlık mücadelesine çekmeye çalışıyorlardı.
Eskişehir’in Çerkesleri bu durum karşısında kayıtsız kalamazdı, aralarında derneğimiz çalışmalarında aktif rol alan gençlerimizin de bulunduğu pek çok hemşerimiz 23 Ağustosta 1992’de Abhazyaya giden ilk gönüllü grubunda yerlerini aldılar ve Çeçen komutan Şamil Basayev’in komuta ettiği Şamil Batalyonunda özgürlük mücadelesine katıldılar.
Kütahya caddesindeki derneğin odalarında dostlarınla halkının geleceği için planlar yaparken hiç gelir miydi acaba halkın için Şehit olacağın aklına, Ateş düşünce anavatana, günlük hayatın kaygılarını ve hesaplarını bir kenara bırakıp senin deyiminle “üzerine vazife sayıp” ve yine senin söylediğin gibi “içi rahat etmeyip” diasporadan ve Kafkasya’nın her tarafından Adige, Abaza, Çeçen, Oset demeden birbirine hayatlarını, hayallerini, ideallerini emanet eden Kafkasya’nın yürekli çocukları koştuğunda Abhazya’nın yardımına, Mesela senin, gencecik bir fidanken ata toprağının bağımsızlığı için Eskişehir’den çıkarken dostlarınla yola, hangi düşünceler vardı acaba aklında, Beraber yola düştüğün arkadaşlarından kimileri o “şanlı ve kutlu” görevleri bitince geri döndüler yaşadıkları topraklara, Kimileride senin gibi kaldılar anavatanda senden biraz daha farkla, Ve biz o günün çocukları, seni ve savaşı hatırlayan ve hatta bazıları ne seni nede savaşı hatırlamayan çocukları, Şimdi senin de içinden çıkıp sonsuzluğa ve ölümsüzlüğe yürüdüğün dernekte o derneğin odalarında senin ve Kafkasya’nın dört bir yanından gelip Abhazya’nın kaderini kendi kaderleri sayarak uğruna hayatlarını ortaya koyanların ideallerini ve ilkelerini anlamaya ve aktarmaya çabalıyoruz gelecek kuşaklara, Kaybettiklerimiz, elimizde kalanlardan katbekat fazla olsa da umudumuzu yitirmedik hâlâ… Senin de bizlerden istediğin gibi ; sizi anıyoruz bir an, bir nefes, saygıyla ve unutmuyoruz gençliğinizi, umutlarınızı, yürekliliğinizi… Ruhun şad olsun Bahadır abi…
Savaş çok zamansız çıkmıştı, zaten savaşın zamanlısı da olmazdı… Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği, savaş boyunca tüm etkinliklerini askıya almış zafer kazanılana kadar tüm imkanlarıyla dayanışma kelimesinin hakkını elinden geldiği kadar vermeye çalışmıştı.
1994 yılında derneğimiz Kütahya caddesindeki binasından ayrılarak Atatürk caddesinde ki yeni yerine taşındı ve aktivitelere tekrardan başlandı. 3 yıl kadar Atatürk caddesinde çalışmalarına devam eden derneğimiz kuruluşunun 30. yılında Kütahya caddesindeki binasını satıp dönemin Belediye başkanı olan Jigoten Aydın Arat’ın öncülüğünde tüm üyelerinin birbirinden değerli desteğini de alarak 1997 yılında bugünkü binasına taşındı.
Yeni binayla beraber çalışmaları tekrar hızlanan derneğimiz 30. yıl etkinlikleri kapsamında Azhvala Kafkas şenliğinin ilkini de 1997 yılında düzenledi. Önceden beri devam eden Bülten, kadınlar kolu, gençlik kolları, Abağba Bahadır tiyatrosu, dil kursları, kahvaltı, konferans, gençlik geceleri, Şıble, Ritsa dans ve müzik toplulukları gibi faaliyetler yeni binanın imkanlarıyla daha güçlü bir şekilde devamlılığını sürdürürken, Sovyetlerin yıkılmasıyla açılan Kafkasya’nın kapıları ana vatanla ilişkileri arttırdı. Geçmişten beri misafir edilen ekipler ve heyetler daha sık şehrimizi ziyaret etmeye devam ederken, derneğimizden de gerek bireysel olarak gerek toplu halde ana vatan ziyaretleriyle bağlar kuvvetlendirilmeye çalışıldı. 29 eylül 1999 tarihinde başlayan Çeçen özgürlük mücadelesi sırasında da “Kafkas-Çeçen Dayanışma Komitesi” tarafından organize edilen yardım kampanyalarına katılmış, gerek savaş boyunca gerek ilerleyen yıllarda Türkiye’ye mülteci olarak gelen Çeçen ailelere yönelik yardım kampanyaları düzenleyerek geçmişten beri Kafkasyalılardan yana olma tavrını sürdürmüştür.
2001 yılında dernekler yasasında yapılan değişiklikle federasyonlaşmanın önü açılınca örgütlü mücadelenin gerekliğine ve gücüne inanan derneğimizde 8 Aralık 2001’de Eskişehir’de başlayan bilgilendirme toplantılarıyla kuruluş sürecinin doğrudan içinde bulunduğu Kaffed’e 03.07.2003 tarihinde kurucu üye olarak katılmış ve yönetim kurullarında da görev almıştır. 11 haziran 2011 yılında dönemin valisi Sn. Mehmet Kılıçlar’ın girişimleriyle Odunpazarı belediyesi tarafından derneğimize tahsis edilen “Kafkas Kültür Evini” hizmete sokan derneğimiz, gerek şehrimizden gerek şehir dışından gelen ziyaretçilere Çerkes mutfağının eşsiz lezzetlerini sunarken kültürümüzü de başarıyla tanıtmaya çalışmaktadır.
2011’de Suriye’de başlayan savaştan mağdur olan hemşerilerimize de yardım elini uzatmaya çalışan derneğimiz, ilk anda yarattığı maddi kaynağı federasyona aktarırken ilerleyen günlerde üyelerinin desteğiyle Rahmiye, Ağlarca ve Poyra köylerinde bulunan evleri Suriyeli Çerkes hemşerilerimizin kullanımına tahsis ederken eşya ihtiyacını da hemşerilerimizin desteğiyle çok kısa sürede aşan derneğimiz, Eskişehirli Çerkeslerin zor durumda olan Kafkasyalıların dünde bugün de yanında olduğunu, dernekçiliğin sadece dans ve müzikten ibaret olmadığı gerçeğini bir kez daha kanıtladı.
1997 yılında taşındığı binasında çalışmalarına devam eden derneğimiz, Şıble ve Ritsa halk dansları toplulukları, dil kursları, konferanslar, kahvaltı programları ve gençlik geceleri gibi etkinliklerle faaliyetlerine devam etmektedir.